Bana Rol Modelini Söyle…

İlk kez Amerikalı bir sosyolog olan Robert K. Merton tarafından ortaya atılmış “rol model” tanımlaması. Evrim Kuran, “Bir kuşağı Anlamak- Z” isimli -bana göre harika- kitabında böyle söylüyor. Gençler tarafından davranışlarına, başarılarına imrenilen kişi demekmiş, “Rol Model”.

Bu durumda gençlerimizin hayat yolculuğu rotalarına tam olarak karar vermeleri, rol model olarak seçtiği kişilere bağlı biraz da. Dolayısıyla onların en iyiye ulaşmasını isteyen bizler, bu rol modellerini de tanımak zorundayız.

Evrim Hanım’ın kitabında da değindiği gibi, birkaç yıl öncesine kadar rol modeller film, dizi yıldızları, futbolcular iken şimdilerde rol modellik, youtube kanalı olan 14-24 yaş arası gençlere kaymış durumda. Kendilerine “youtuber” diyorlar ve çok kısa bir zamanda milyonlara ulaşan hayran kitlelerine sahipler.

Ne yapsalar moda oluyor, nasıl dans ederlerse o dans popüler oluyor, benimsedikleri konuşma tarzı bir anda beğenilir oluyor; argoları bile taklit ediliyor… Çok etkililer! Böylesi bir etkinin de sonucu olarak “genç görünümlü çocuklarımız” asla onlara laf söyletmiyor ve bizi kendilerini anlamamakla itham ediyorlar… Aramızdaki mesafe gittikçe açılıyor.

Biz yetişkinler ise aramızda konuşurken, konuyla ve bu durumla dalga geçer bir tavırdayız sıklıkla… Hınzır bir gülümsemeyle bu tuhaf durumu ve tabii o gençleri küçümsüyoruz. Dikkat edin, aşağı yukarı her anne-baba bu durumdan dertli. Kimisi yoğun kimisi nispeten az oranda. Ama hepimiz şaşkın ve daha da önemlisi çaresiz, bu durumu seyrediyoruz.

Management Guards’ı takip edenler bugüne kadar hep gördüler ve bundan sonra da görecekler ki; bu mecrada yapılan paylaşımların birçok yerinde “Değişim” sözcüğünden çok söz edilir. İş ve dolayısıyla yönetim dünyasındaki en etkili birkaç sözcükten biri değişim ve hızla yayılmaya devam ediyor. Ayak uyduramayanlar, biraz acımasız olacak ama yok olacaklar! Dedim ya, acımasız… ama gerçek.

Peki, biz iş dünyasında değişime ayak uyduralım ve bunu iyice içselleştirelim tabii de, neden gençlerimizin bu değişimi için çaba göstermiyoruz.
Kafamızda olumsuz yer eden bu “Youtuber” lara neden yakından bakmıyoruz?
Neden takip etmiyoruz bu girişimci çocuklarımızı?

– Tüm dünyada çark bunun üstüne dönmeye başlamışken,
– Dikkat, ulaşılmaz ünlülerden çok, daha ulaşılabilir ünsüzlere doğru kaymışken,
– Tüm dünyada genç insanlar alıştığımız düzenin alışılagelmiş ilgi alanlarını terk etmişken…
Yeni dünyanın ilgi duymadığı konularda ısrar edip yeni düzeni dışarıdan mı seyredeceğiz?

Bunun dışında kalmaktansa çemberin içinde yer almak daha akılcı olmaz mı?
Gençlerin dünyasında neler olup bittiğini daha kolay anlamaz mıyız?
Biz de takip etsek bu gençleri mesela?

Ama bozmadan, onları ve takipçilerini küçümsemeden, faydasız yorumlardan kaçınarak, anlamaya çalışarak, gerekirse destek olarak…

Sonuçta bu youtuber girişimci gençler de, onları takip eden gençler de bizden. Bizde de, onlarda olmayan deneyim, sadece onlardan önce doğmuş olmamız sebepli ve aslında çok değerli, hayatın sillesini birden fazla kez yemişlik, eh biraz da faydalı sosyal çevre var. Yine yaşımızın verdiği avantajla elbette. O zaman bayağı kazan kazan ilişkisi işte. İhtiyacımız olan karşılıklı anlayış.

Gençlerimizin bu yeni rol model yaklaşımından memnun olmayıp onları kabullenmemek, bizimle ergenliğin en çılgın zamanlarını yaşayan gençlerimizin arasındaki mesafeyi artırmaktan başka bir işe yaramaz.

Bu mesafeyi azaltmaksa empatiyle mümkün olabilir ancak. Yukarıdan bakıp, eleştirel yaklaşmakla değil.

 

Yazı: Engin Baran, MG Kurucu Ortak
Şununla Paylaş
previous post
Bir cevap yazın